2 Ağustos 2010 Pazartesi

Marmaris'in Güzelleri 1- Hisarönü



Muğla Türkiye'nin seçilmiş ili herhalde. Bu kadar nadide sayfiye yeri aynı ilin sınırları içerisinde olur mu? Olmuş. Şöyle bir sayınca insanın gözünde büyüyor. Marmaris, Fethiye, Datça, Bodrum, Milas, Köyceğiz, Dalaman. Bir yazlık mekan konsorsiyumu gibi. Marmaris özellikle şahane. Katmer katmer sıralanan dağlar denize uzanıyor, her biri ayrı bir ton veriyor kendine gün batımında. Annemle yine bu gün batımlarının izlenebileceği bir yere, Hisarönü'ne gittik. Hisarönü tabii ki güzel. Denizi de güzel, ne sıcak, ne soğuk, insanı üşütmüyor. Çok berrak, alıştığımız gibi değil sanki. Biraz Bodrumvari. Kaldığımız yerin yanında bir kamping alanı vardı. Üstüste altalta karavanlar, çadırlar. Etrafı rahatsız etmeden ama. Yine de bu kadar içiçe olunca bir takım sıkıntılar kaçınılmaz oluyor tabii. Kaldığmız tesis, Erine Beach Club, genel olarak iyiydi. Mekan olarak çok güzel, güzel masalar, rahat bir kumsal, bahçede hamaklar, minderler. Bu minderlerde tatlı siestalar. Eksikler de vardı ne yazık ki. Dışarıdan müşteri kabul eden bir mekan olduğu için, mekanın asıl müşterisine şezlong veya bahçede oturmak için bir yer kalmıyor. Bu özellikle pazar günleri son noktasına ulaşıyor ve sizi öğleden sonrayı odanızda geçirmek sorunda bırakabiliyor. Belki saat 7'ye doğru günübirlikçiler gider de size de bir şezlong açılır diye. Kaldığımız süre boyunca müzik seçimi çok kötüydü. Genel olarak beğenilen de bu ne yazık ki. Ip tıs ıp tıs ve benzeri. Genel olarak, bir 'ehh işte, iyi' durumu hakimdi heryere. Hisarönü'ne, Erine'ye ve etraftaki insanlara, çalışanlara. Sevimli ve samimi çalışanlar da vardı tabii ki. Erine'de geçirdiğim tatili şöyle özetleyeyim: sakin, sessiz sabahlardan sonra hareketli, daha gürültülü plaj saatleri geçirmek sizi rahatsız etmiyorsa, arada bir insanlarla köşe kapmaca oynar gibi yer yarışına girmeyi sinirleriniz kaldırıyorsa, rahat bir tatil yapabilirsiniz. Bir de sürekli küfür ederek ve bel aşağı vurarak eğlenceli olduğunu sanan sahte drag queen'lerle Fatih Ürek çakması şovlardan hoşlanmıyorsanız, pazar akşamları orada bulunmayın. Aslında genel olarak sadece sakinlik arıyorsanız, haftasonları buradan pek bir beklentiniz olmasın. Oda artı kahvaltı kişi başı 60 lira. Yemekler güzel. Yemekler pek ucuz değil. Ama lezzetli. Marmaris içinden kalkan dolmuşlarla yaklaşık 50 dakikada 4,5 liraya ulaşılıyor.

Tel. 0252 466 60 43

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Datça'da Mevsimlik Mutluluk-Domuzçukuru


Domuzbükü'nde bulunan Domuzçukuru Kamp'a gidebilmek için Datça'dan Mesudiye dolmuşuna binilir. Hayıtbükü'nde inilir. Kişi başı 5 lira olan yolculuğu daha tembel olanlarımız taksi ile 40 liraya yapabilir. Pazarlık 60 liradan başlıyor, hemen pes etmeyin. Hayıtbükü'nde sizi Kampın teknesi olan Domuzcuk karşılar(randevulaşma sırasında net ve kesin konuşulur, yoksa Hayıtbükü'nde uykusuz bir gece sonrası çay bahçesinde hamaklarda mülteciler gibi uyuyakalınır, yaklaşık 2 saatlik rötarlar olur)Domuzcuk sizi kampa götürür. Kamp sakin ve sessizdir, yemekler güzeldir, insanlar genelde güleryüzlüdür. Sinek yoktur, ama bolca arı vardır. Lüksün Lsi yoktur ama buna karşılık Rahatın kocaman bir Rsi vardır. Banyoda akrep görebilirsiniz, ayağınıza demir bir çivi batabilir, bunlara dikkat edin. Ama bugünlerde hiç bir yerde göremeyeceğiniz kadar çok yıldız gökyüzüne serilir domuzçukurunda...Hava çok hafiftir, geceleri sıcaklar basmaz. Kesinlikle tavsiye edilen bir yer. Böcek korkusu olanlar hariç...

Bu koy mal sahibinin her yaz kontrat yenilemesi yüzünden ancak yazlık mutluluklar vaadediyor. Kim bilir, belki güleryüzlü işletmeciler seneye de orada olurlar.

Asıl üzücü olan koyun 4 milyon euroya satılık olması. İnsan o güzelim zeytin ağaçlarının kesilip yerine kocaman oteller yapılması ihtimalini bile düşünemiyor ama burası Türkiye, hep yapılan şey bu. daha iyisini umut etmemek lazım.

http://www.pigsbaycamp.com/

16 Temmuz 2008 Çarşamba

Marmara Adası




Marmara Adası küçük, bakir, fazla betonlaşmamış bir yer. İdo feribotları ile Yenikapıdan 2-2buçuk saatte ulaşılabiliyor. Deniz Ege veya Akdeniz cinsinden değil tabii ki, Marmara Denizi, fazla tuzlu değil, her daim biraz bulanık, kokusu tadı her zaman biraz yoğun. Ama Kilyos gibi plajların denizi ile karşılaştırılamayacak kadar da temiz. Gelir gelmez otele yerleştik, fazla da kıpırdamadık. Ada'nın diğer tarafında güzel bir köy olduğu söyleniyor, gitmişken mutlaka görülmeli. Biz Mola Motel'de kaldık, öncelikle söylemeliyim ki Türkiye'nin genel sorunu olarak kaliteli konaklama mekanı bulmak oldukça güç, Marmara Adası da istisna değil. Yine de Mola Motel insanın içine sinen cinsten. Güleryüzlü insanlar, belli ki denizi seven Nadir Bey, yanında almanca konuştuğu küçük oğlu...Hepsi çok şekerler. Odalar temiz, yataklar temiz, konfor ve lüks aramayın, ama şımarıklıklarınız yoksa güzelce dinlenebilir, güzel yemekler yiyebilir, ve o akşam karanlığında tek tük ışıklara sarılan kopkoyu Marmara Denizine bakan üçüncü katta, incir ağacının altındaki o sedire oturup, rüzgarı dinleyebilir, ve ruhunuzu dinlendirebilirsiniz. Mola Motel'i tavsiye ederim. Eleştirmek gereken tek taraf; zaten geceliğine para verdiğiniz bir otelde, bir de plajda şezlong, şemsiye parası vermek zorunda bırakılmanız.


Ada enteresan, ada'da midyeler yağlı, balık restoranları, en azından merkezdekiler pek sevimli değil, çay bahçesi kıvamında. Ama Marmara Adası, İstanbul'dan haftasonluk kaçışlar için ideal bir mekan.


Mola Motel:

Tel: 0090 266 885 51 01
GSM: 09 536 262 28 24